Kariyer

Ofisinizde zamandan tasarruf edin!

Ofiste zaman tasarrufu demek veriminizi arttırarak daha fazla kar etmek demek. Yani paradan tasarruf demek. İşleri zamanında bitirerek piyasalar için güvenilir bir sistem sahibi olmak demek. Ofiste zaman tasarrufu demek ayrıca işleri iş yerinde bitmiş halde tam paydos saatinde bırakamak, eve taşımayıp özel hayatına zaman ayırmak demek. Huzur ve rahatlık demek. Boş kalan zamanda da tasarruf edilen parayla yatırım demek; geliştirme demek.. Tabii ofisinizde zamandan tasarruf yapmak için çalışma ortamlarınızdaki veriminizi arttıracak önlemler almalısınız. Okuyacağınız bu yazıda kabaca maddeler halinde yayınlanacak olan tasarruf yöntemlerini ayrıca geniş açıklamalarıyla yayınlayacağız. Yazıyı okuduktan sonra lütfen ilgili tasarruf konularının detaylarını sitemizden bulunuz.

Ofiste, bir çalışma ortamında zamandan tasarruf yapmak için özellikle o işe uygun ortamın en ideal şekilde yaratılması gerekir. Uygun iklimlendirme, rahat çalışma ortamı, gerekli cihazlar ve yardımcı alet edevat ya da yazılım sağlanmalıdır. Ayrıca yine çalışma ortamının sözkonusu işe göre ergonomik şekilde düzenlenmesi gerekir. Bunlar sağlandıktan sonra çalışanların yaptıkları iş bölümüne göre eğitilmeleri sağlanmalıdır. Ortam ve cihazları en verimli şekilde kullanmak hem para hem de zamandan tasarruf sağlayacaktır. Ayrıca bu eğitim teknik bilgilerin ötesinde çalışanların sağlıklarını da içermelidir. Bu şıkları maddeler halinde yazarsak:

Sosyal fobi yaşamı olumsuz etkiliyor

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mahmut Reha Bayar, sosyal fobinin, “topluluk içinde ya da belli bir eylemin başkalarının yanında yerine getirilmesi gereken durumlarda hata yapma, eleştirilme, rezil olma ve küçük düşmeye ilişkin yoğun kaygı ile korkuların yaşanması ve bu nedenle sosyal ortamlara girmekten ve diğer insanlarla ilişki kurmaktan olabildiğince kaçınma” şeklinde tanımlanabileceğini söyledi.

Sosyal fobide, başkalarının önünde konuşma, sunum yapma, yeme, içme, yazı yazma, genel tuvaletleri kullanma, karşı cinsle buluşma, telefon konuşması yapma gibi durumlarda yaşanan yoğun kaygıya, titreme, terleme, çarpıntı, yüz kızarması, baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, karın ağrısı, bulantı ve tuvalete gitme ihtiyacı gibi fiziksel belirtilerin de eklendiğini belirten Bayar, 2 alt tipi olan sosyal fobinin, toplumda yaşam boyu görülme sıklığının yüzde 2,4 ile 13 oranında ve azımsanmayacak düzeyde olduğunu ifade etti.

Öfke patlamalarını engellemek için ne yapmalıyız?

Nedenleri ne olursa olsun, öfke patlamalarının iş yaşamında doğurduğu sonuçların hiç de iyi olmadığını hepimiz biliyoruz. Ancak bazen kaçınılmaz gibi görünen bu durumun oluşmasını engellemek için ne yapabiliriz?

Bu, yaşamın bir gerçeği: İş yaşamında başarılı olmak istiyorsanız, yöneticinizle, iş arkadaşlarınızla, iş ortaklarınızla ve müşterilerinizle etkili bir iletişim içinde olmanız gerekiyor. Bu iletişim bazen bir dilden diğer bir dile geçmeyi de kapsayabiliyor.

Örneğin isteklerinizi yöneticilerinize anlatırken kullandığınız dil ile iş ortaklarınıza veya potansiyel müşterilerinize anlatırken kullandığınız dil aynı olamıyor.

Hepimizin bildiği gibi, bazı durumlarda dil yetersiz kalıyor ve iletişim bir tıkanma noktasına geliyor. Bu noktada isteklerini anlatmaya çalışan kişi öfkeli, sinirli ve fazla duyarlı bir hale gelebiliyor. Öfke patlamaları da bu ruh halinin körüklenmeye devam ettiği noktalarda ortaya çıkıyor. Öfke duygusuna yenik düştüğünde artık insan elinde olmadan sesini yükseltiyor, düşünmeden konuşuyor ve sonuçlarını düşünmeden kararlar alabiliyor.

İçerik yayınları