Eşyalar

Hangi odaya ne renk perde alalım?

Evlerimizin belki de en önemli detaylarından biri de perde ve tüllerdir. Danteller, tualler, taftalar, kadifeler, ipekler, ketenler, camlarımızı güzel göstermekten öte mahremiyetimizi korumamızı sağlar.

Temiz ve güzel döşenmiş ev kişinin mutluluğunu ve evde zaman geçirme isteğini artırır. Yaptıracağımız tül ve perdeler odamızdaki diğer dekorasyon ile doğru orantılı olmalıdır. Spor mobilya ile gidebilecek modeller daha sade kesimli olmalıdır. Ya da desenli halı ve koltuklar ile uyumlu perdeler ve tüller düz renk ve abartısız olmalıdır. Aksi halde ne mobilya, ne halı ne de perdelerimiz kalitesini gösterir. Ortam boğucu, karışık ve kalitesiz görünür. Klasik döşenmiş mekanın perdeleri spor kesimli kumaş ve modellerden seçilmemelidir. Desen ağırlıklı döşenmiş odada düz renk kumaşlardan yapılmış duvar rengine uygun tonlarda perde seçmeliyiz.

Dekorasyonda altın kurallar

Evinizi dekore ederken bazı kuralları bilmeli, ona göre hareket etmelisiniz.

* Mobilya seçerken rahatlık ön plânda tutulmalı.

* Mobilyalar sağlamlığının yanı sıra aynı zamanda kullanışlı olmalı. Bu nedenle “L” kanapeler ve geniş koltuklar şimdi moda.

* Mobilyalar takım olmak zorunda değil. Üçlü bir koltuğun yanına istediğiniz bir tekli koltuğu koyabilirsiniz. Önemli olan bunların bir araya geldiği zaman duvar rengiyle ve yer kaplamasıyla, uyumlu olması.

* Doğru aydınlatma çok önemli.

* Az ışık alan bir mekâna, tavandan ya da duvarlardan yansıtılan bir ışıklandırma yapılabilir.

* Kullanılmayacak eşyalar alınmamalı.

Eviniz mi sizi şekillendiriyor, siz mi evinizi?

Evinizle aranızdaki ilişki tek taraflı değildir, verdiğinizi alır, ettiğinizi bulursunuz. Evi biçimlendirirken gün gelip onun da sizi biçimlendireceğini göz önünde bulundurmalısınız. İpler bir gün evinizin eline geçer ve siz onun büyüttüğü bir çocuk gibi dolaşırsınız etrafta.

Evleri bizim şekillendirdiğimiz doğrudur; bir alışverişten bahsedeceksek veren taraf olduğumuz da...

Evler önceleri bomboştur ne de olsa; giydirilmeyi, şekillenmeyi ve bizim seçtiğimiz role bürünmeyi bekler.

Peki biz onlara nasıl roller biçeriz? Kendi oynadığımız rolü elbette; iyimser, neşeli, romantik, melankolik, dağınık, tertipli... Bu yüzden birisini tanımak istiyorsanız onunla yolculuğa çıkmanıza gerek yok, evine gitmeniz yeterli; sokaklar, ofisler, çay bahçeleri, hastane ya da okul koridorları gelip geçici yerler; sizi ne kadar ele verebilir ki! Oysa ev, dışarıda gezdiremediğiniz diğer yarınızdır, ancak ona dönünce tamamlanır ve huzura erersiniz. Evin dışında olmanız, bir yap-bozun en önemli parçasının kayıp olması gibidir. Evinizle aranızdaki ilişki tek taraflı değildir, verdiğinizi alır, ettiğinizi bulursunuz. Evi biçimlendirirken gün gelip onun da sizi biçimlendireceğini göz önünde bulundurmalısınız.

İçerik yayınları