Facebook bir özgüven sorunu

Tüm dünyada 500 milyonu aşkın kişi gününün önemli bir kısmını Facebook’ta geçirmeye başlayınca, bu sosyal paylaşım platformu sosyolog ve psikologların da araştırmalarının ilgi odağı oldu.

Sağlık problemlerine yol açmasından, gelecekteki iş fırsatlarının kaçmasına neden olmasına, kullanıcılarının kıskançlık duygusunu derinleştirip 'canavar'a dönüştürmesinden, narsistleştirmesine kadar birçok bilimsel iddianın hedefindeki Facebook kullanımı hakkında son aylarda yapılmış bilimsel araştırmalar, ilginç sonuçlara ulaştı.

Tüm dünyada 500 milyonu aşkın kişi gününün önemli bir kısmını Facebook’ta geçirmeye başlayınca, bu sosyal paylaşım platformu sosyolog ve psikologların da araştırmalarının ilgi odağı oldu. Sağlık problemlerine yol açmasından, gelecekteki iş fırsatlarının kaçmasına neden olmasına, kullanıcılarının kıskançlık duygusunu derinleştirip 'canavar'a dönüştürmesinden, narsistleştirmesine kadar birçok bilimsel iddianın hedefindeki Facebook kullanımı hakkında son aylarda yapılmış bilimsel araştırmalar, ilginç sonuçlara ulaştı.

Hem bel hem kalça büyüyor

Türkiye'de 13 yıl aradan sonra yapılan bir bilimsel çalışmaya göre, Türk insanının bel ve kalça genişliği giderek artıyor. Diyabet ise korkutucu boyutta. Türk kadınının boyu 13 yılda 1 santimetre uzayarak ortalama 159, Türk erkeğinin boyu da 1 santimetre uzayarak ortalama 171 santimetreye ulaştı. Diyabet vakaları ise 7.2 iken, 2010 yılında yüzde 13,7'ye ulaştı.

İlki 1997 yılında yapılan Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojim Hastalıklar Prevelans Çalışması'nın ikincisi (TURDEP-2), çok sayıda bilim adamının katılımıyla 18 Ocak - 15 Haziran 2010 tarihleri arasında, 5 coğrafi bölgedeki 15 kentte, her bir kentin 6'şar ilçesi ve bu ilçelerin 3'er mahallesinde titizlikle gerçekleştirildi. Çalışmada 20 yaş üstü 16 bin 696'u kadın ve 9 bin 327'si erkek olmak üzere 26 bin 499 kişinin laboratuvar sonuçları incelendi.

Prof. Dr. İlhan Satman'ın yürütücülüğünde çok sayıda bilim insanının katıldığı ve pek çok kurumun desteklediği TURDEP-2 çalışmasının “ön sonuçları”, Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Belek beldesinde düzenlenen 32. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kongresi'nde açıklandı.

Loş ışık kilo aldırıyor

Yapılan araştırma, günlük hareket ve yiyecek miktarında değişiklik olmasa da, loş ışığa maruz kalan farelerin kilo aldığını gösterdi.

ABD’nin Ohio Üniversitesi’nden Laura Fonken ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, günlük hareket ve yiyecek miktarında değişiklik olmasa da, gece, özellikle loş ışığa maruz kalan bu hayvanların kilo aldığını gösterdi.

Araştırmacılar, 8 hafta boyunca bazı fareleri gece ışığa maruz bıraktı. 8 haftanın sonunda bu farelerin beden kitle endeksinin, gece ışığa maruz kalmayan farelerinkinden yaklaşık yüzde 50 fazla olduğu görüldü.

Amerikan Bilimler Akademisi (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırmada, gece sürekli ışığa maruz kalan ancak günün "normal saatlerinde" beslenmesine izin verilen değil, daha fazla beslenmese de, 24 saat boyunca "ışıkta yaşayan" ve istediklerinde beslenebilen farelerin şişmanladığı belirtildi.

Sağlığınızı ve paranızı üflemeyin!

Karı kocanın sigara tiryakisi olduğu bir ailede 30 yılda 164 bin lira adeta havaya üfleniyor. Bu parayla lüks bir daire, 5 otomobil ya da 182 adet LCD televizyon alınabilir veya 7 günlüğü bin liradan 164 kez tatile çıkılabilir.

''Dumansız Hava Sahası'' politikasıyla sigara alışkanlığında gerileme olsa da tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı sağlığımızı ve cebimizi olumsuz etkilemeye devam ediyor.

Piyasada farklı firmalarca üretilen ve tiryakiler tarafından yoğun olarak kullanılan sigara markalarının fiyat aralığı 4.20 lira ile 7.50 lira arasında değişiyor. Bağımlılık yaptığı için sürekli kullanılan sigara, sağlığa olan zararının yanı sıra büyük maddi kayba da neden oluyor. Bir ailede karı kocanın ya da diğer bireylerin de tiryaki olması halinde maddi kayıp daha da artıyor.

Nefesinizi test edin!

Türk Toraks Derneği, 14 Ekim Dünya Nefes Ölçüm Günü'nde 11 ilde halka açık alanlarda ücretsiz solunum fonksiyon testi yapacak.

Türk Toraks Derneği'nden yapılan açıklamaya göre, dünya solunum dernekleri tarafından ''Nefes Ölçüm Günü/Spirometri'' olarak ilan edilen 14 Ekim, ''40 yaşını geçtiysen, uzun zamandır öksürüyorsan, zaman zaman nefes darlığı çekiyorsan, sağlığın için geç kalmadan nefesini ölçtür'' sloganıyla kutlanacak.

Türkiye'de tüm sokaklar bu afişlerle donatılarak, erken tanı koyulması için şikâyetleri olan vatandaşlar, ücretsiz olarak nefes ölçtürmeye çağırılacak.

Dünyada milyonlarca insanı etkileyen KOAH ve astım gibi havayolu hastalıkları tedavi edilmediği zaman geç dönemde hastanın yaşam kalitesini de çok ağır şekilde etkileyen sorunlara neden oluyor.

Tuvalet alışkanlığı hayatı etkiliyor

Kabızlık sorunu gittikçe daha sık görülmeye başlayan bir hastalık. Günlük yaşantımızı bile etkileyebiliyor. Peki bunu engellemek için ne yapmalıyız?

Kabızlık sorunu, çocuklarda gittikçe daha sık görülmeye başlayan bir rahatsızlık. Çocuğun günlük yaşantısını başta ciddi bir şekilde etkilememesine rağmen; ilerleyen süreçte kendini rahatsız hissetmesine ve bunu dışa vurmasına sebep oluyor. Bu dönemde anne ve babanın kabız olan çocuğa yaklaşımı ise çok önemli. Doğru bilgi birikimine sahip olan aileler, çocuğun sağlığı açısından daha dikkatli adımlar atabiliyorlar. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak, ebeveynlere kabızlık konusunda daha iyi bir gözlemci olmalarını tavsiye ederek “çocuklarda kabızlık ve tedavisi” hakkında bilgi verdi.

Her çocuğun tuvalete gitme sıklığı farklıdır

Engellilere uzay terapisi

Erzincan'da Kızılay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören bedensel engelli çocuklar, uzay ve hidroterapi sistemle eğitiliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak, 3 yıl önce faaliyete geçen Kızılay Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezi'nde uygulanan Uzay ve Hidroterapi eğitimlerle, bedensel engelli çocukların yürümeye alıştırılması, denge sağlaması, ayaklarının direnç kazanması hedeflendi. 1752 metrekare alan üzerine kurulu olan, 210 öğrencinin eğitim gördüğü, 30 personelin görev yaptığı Rehabilitasyon Merkezi'nde yaklaşık 10 gün önce başlanılan 2 ayrı eğitimde, iplerle desteklenen bedensel engelli çocukların kendi başlarına yürümesi sağlanıyor. Bedensel engelli, 11 yaşındaki Furkan Birgil'ün bu sistem sayesinde kısa sürede tek başına yürümeye başladığını ifade eden Fizyoterapist Çağlar Ağgöç, uzay terapi sistemi sayesinde çocukların kuvvet ve denge çalışması yaptığını da belirtti. Çağlar Ağgöç, şöyle dedi:

Ruh sağlığınızı koruyun

Sorunsuz ve stressiz bir yaşamın düşünülemediği günümüzde, bedenimizi ayakta tutan ve yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan ruh sağlığımıza ne kadar dikkat ediyoruz?

“10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı günü” ruhsal sağlığa dair dikkat etmemiz gerekenleri bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor. Sakin, huzurlu, mutlu ve başarılı bir yaşamı arzulasak da hayatın gerçekleri bambaşka olabiliyor. Hisar İntercontinental Hospital Psikiyatri Uzmanı Dr. Nesrin Koçal, kendimiz ve sevdiklerimiz için cennet gibi bir yaşamı arzulasak da, çatışmasız, hep mutlu ve başarılı zamanları düşlesek de içinde bulunduğumuz gerçeklerin bambaşka olabileceğine değiniyor.

Ruh sağlığı için farkında olmak ilk adım!

Asansör düğmeleri tuvaletten daha pis

Asansör düğmelerinin, umumi bir tuvalet oturağından 40 kat daha fazla mikrop taşıdığı bildirildi.

Daily Mail'in haberine göre, oteller, lokantalar, bankalar, bürolar ve havalimanlarında yapılan bir araştırmada, bir asansör düğmesinin bir santimetre karesinde 313 "koloni oluşturan birim" bakteri bulunduğu tespit edildi.

Bir tuvalet oturağının bir santimetre karesinde ise sadece 8 koloni oluşturan birim bakteri bulunduğu kaydedildi.

Arizona Üniversitesi için araştırmayı yapan Microban Europe'tan Dr. Nicholas Moon, işlek bir binadaki asansörün düğmelerine her gün yüzlerce kişinin dokunduğunu hatırlatarak, "düğmeler düzenli olarak silinse bile buralarda bakteri oluşum potansiyeli çok yüksektir" dedi.

Bakıcı kadınlara dikkat!

Bakıcıları tarafından yemek yemesi ya da oyalanması için televizyonla baş başa bırakılan çocukların “Bakıcı Kadın Sendromu” adı verilen hastalığın tehdidi altında olduğu bildirildi.

Psikolog Serap Duygulu, yaptığı açıklamada, son yıllarda televizyonun çocuklar üzerindeki etkisinin arttığına işaret ederek, ekrandan yansıyan görüntülerin minik bedenler üzerinde ruhsal ve fiziksel olumsuz etkiler bıraktığını söyledi.

Tıp dünyasının son yıllarda konuştuğu “Bakıcı Kadın Sendromu”na dikkati çeken Duygulu, hastalığın çoğunlukla annesi çalıştığı için bakıcılara emanet edilen çocuklarda görüldüğünü belirtti.

Duygulu, otizme çok benzeyen hastalığın yeme bozukluğundan zeka geriliğine kadar hem ruhsal, hem de fizikler sonuçlar doğurduğunu dile getirerek, daha bebek yaşta oyalanması veya yemek yemesi için televizyon karşısına oturtulan çocukların saatlerce bu şekilde vakit geçirdiğini anlattı.

İçerik yayınları